Deniliyor ki:
“Halil Posbıyık, hem AKP bana gırtlağına kafar borç içinde bir belediye teslim etti diyor; hem de, Tarkan’lı Hadise’li festival yapıyor... Nasıl oluyor bu? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!..”
İlk bakışta çok mantıklı gibi görünen bu itiraz, aslında dolaylı yoldan, Posbıyık yönetimini alkışlıyor:
Nasıl mı?
Şöyle:
Belediye gerçekten de batak göle dönmüş durumda... AKP 22 ayda canına okumuş belediyenin:
Borç gırtlakta, işçisine maaş verecek durumda değil...
Peki festival harcamaları?
O harcamalar festival kasasından çıkmıyor. Festivali, doğrudan Ereğli halkı finanse ediyor.
Nasıl?
Belediye yönetiminin, daha da somutlaştırmak gerekirse, Posbıyık’ın akılalmaz organizasyon becerisiyle...
Kasasında on para olmadığı halde Tarkan’lı, Hadise’li, Selda’lı bir festival düzenleyecek kaç belediye vardır Türkiye’de?..
Şu yokluk günlerinde daha iyi anlıyorum ki Belediyecilik bir sanat!.. Bu işi hakkıyla yapanlar da bu sanatın ustaları...
Belediyecilik çok yönlü uzmanlık alanlarının kesiştiği ve uygulama alanı bulduğu bir etkinlik...
Her şeyi kapsıyor bu:
Ekonomiyi, maliyeyi, politikayı, kent planlamasını, kültür, sanat ve sportif etkinlikleri; her şeyi...
Belediye Başkanı ve yönetimi var; beldesine, kentine on paralık bir katkısı olmamış...
Kafası basmıyor belediyeciliğe... Seçilmiş, öyle kalmış...
Belediye Başkanı ve yönetimi var; kentini zamanla uygarlaştırmış; kent halkının kültürden eğlenmeye ve spora kadar tüm gereksinmelerini bir bütün içinde ele alıp çözüm yolları üretmiş...
Belediyeci bu ikinciler!..
Posbıyık bu kategoriye giriyor...
Şimdi süregelen başarısına bir şey daha kattı.
Neyi?
Bu işlerin parasız da yapılabileceğini...
Ereğli halkına, şu sıkıntılı günlerinde, Tarkan’la, Hadise’yle seslenmek; Selda’nın toplumcu türkülerini taşımak; yakın geçmişimizin toplumsal yüzakı Türkan Saylan’ın anısını Sevgi Barış Dostluk Ödülü ile kutsamak, kolay şeyler midir sanıyorsunuz siz?..
Bu yılki Sevgi Barış Dostluk Festivali, mevcut programı ile bir mucizedir, inanın.
Yeniyetme belediyeciler, hiç durmasınlar, bu işin sırrını öğrenmek için Posbıyık’a koşsunlar...
Özellikle de, sittin sene aynı koltukta oturdukları halde, kent sakinlerine on paralık bir kültürel-sanatsal hizmeti olmayanlar... Belediyeciliğin her açıdan tarih öncesini yaşayanlar ve yaşatanlar...
Bazen kendime soruyorum:
Böylelerine niye oy verir ki seçmen kitleleri?..
Kenti donatamazlar...
Çocukların beden ve kafa sağlığına katkıda bulunamazlar...
Halkı eğlendiremezler...
Parti büyüklerine yalakalık dışında bir marifetleri bulunmaz...
Eeee?
Oy niye bunlara?..
Posbıyık, bu kez yüzde 54’e yakın bir oy oranı ile işbaşına geldi...
Doğru-dürüst bir CHP yönetimi olsaydı, en az yüzde 65 olurdu bu oran...
Seçim öncesi de yazmıştım:
Posbıyık bir siyasal fenomendir...
Rakibi de kendisi...
Bir gün çuvallarsa, kendi hatası yüzünden olacaktır bu...
Genç politikacılar, belediyeciler, Posbıyık’tan yararlanmaya bakmalı...
Bakmayın halkın karşısına her sabah yeni açmış çiçek tazeliğiyle çıkmasına...
Onun da yaşı, benim gibi, ilerliyor sonuçta...