Pazar günü yapılan CHP İlçe kongresini sonuna kadar değil ama konuşmaların olduğu önemli bölümlerini izledim.
Önce hakkını verelim; Cumhuriyet Hak Partisi güzel ve demokratik bir kongre ile yeni yönetimi belirledi. Genel ve yerel yöneticileri, adayları emeği geçenleri kutlamak gerek.
Hele buna Ereğli’de ilçe kongrelerini dahi yapamayan; diğer muhalefet partisi, MHP’yi ve iktidar partisi Ak Parti’yi ekleyince CHP’liler şu sıralar kendileriyle ne kadar övünseler az olsa gerek diyebiliriz.
Kutlama faslından sonra o gün orada olanlara göz atacak olursak;
“BU KONGREDE CHP ÇUVALDIZI KENDİNE BATIRDI”
Peki, bu iyi bir şey midir? Bence “evet” . Özeleştiri yapamayanlar yanlışlarını göremeyecekleri gibi dışarıdan gelen eleştiriye de açık olamazlar.
Ayrıca, divan başkanı CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk’ün “bu seçimi kazanan kaybeden yoktur. Göreve gelecek olan vardır “sözü ve “söyleyecek her şeyi olanlar konuşmalı” benzeri söylemleri, adaylara “ben size süre vermeyeceğim siz kendi oto kontrolünüzü oluşturun” türü yaklaşımları, popülariteden uzak, çok yerinde, demokratik ve özgürlükçüydü.
Zaten izleyicilerden birinin Yaşar Balcı’ya sözlü sataşması dışında, kimse bu tutumu suiistimal etmedi. Delegeler üzerinde baskıcı tutum olmayınca, özgürlük alanının genişliği onların kendilerine güvenlerini arttırdı ve partililik ön plana çıktı.
Konuşmalara bakınca; divan başkanı Öztürk, belediye başkanı Halil Posbıyık, adaylar Kartal ve Balcı, bence baştan sona “iki şey” konuştular
Bir: Enerjimizi birbirimizle mücadelede çok harcıyoruz, bundan vazgeçelim.
İki: Belediye CHP’li olmaya devam etmeli ve 2014 seçimlerini ancak Halil Posbıyık’la alırız.
Dolayısı ile bu iki şeyden bir şey daha çıkıyor.
Parti içinde (gerçek olup olmadığı sonra ortaya çıkacaktır, notunu da düşerek) “barış süreci” başlıyor-başlamalı.
Nitekim Posbıyık’ın vurguladığı “Geçmişi unutalım, kucaklaşalım, kavga lüksümüz yok, gerekirse birbirimizden özür dileyelim ama bundan sonra gerçek barışa koşalım” sözleri aslında salonun ortak dili olarak kayıtlara geçebilir nitelikteydi.
Kartal’ın dengeli ve süreci açıklayıcı; önce neden aday olmadığı, sonra neden aday olduğunu düzgün ve “bunlar suç mudur?”vurgusuyla ("aslında erdemdir" demeye getirerek), açıklaması ikna ediciydi.
Hele Yaşar Balcı’nın inanç vurguları ile Halil Posbıyık ve eşi Neriman Hanım’a övgü dolu sözler sarf etmesi, amaca giden yol üzerindeki mubahlar hanesinde mi, yoksa samimi ikrarlar mıydı onu bileyiz ama bildiğimiz bir şey var ki;
CHP kendini dönüştürecek ve geliştirecek güç olan özeleştiri kültürünü kullanmaya başlamış gibi görünüyor.
Bence bu kavgadan uzak özeleştireli bakış, içselleştirilebildiği sürece, bulunduğu kurumsal kültürü-görüşü başarıya, bu da eğer parti ise iktidara taşıyacaktır.
Hem zaten, iğneyi başkasına, çuvaldızı kendine batırmak, yani özeleştiri yapabilmek; ilgili görevin yerine getirilip getirilmediğine dair başarılı olunup olunmadığı konusunda, en önemli ve güvenilir ölçütlerinden biri olarak bilinir.
Evet, Bu anlamda CHP’yi, CHP’lileri şimdilik kutlamak ve süreçte ne kadar samimi olduklarını izlemek gerek.
Zira özeleştiri sürecinden sonra, siyasetin asıl konusu olan ülke bölge sorunlarının çözümlerinde dair, düşünce ve uygulama üretmek aşaması onları bekliyor.
Unutmadan; Yaşar Balcı gücünün var olduğunu gösterdi. Hayrettin Kartal da, Kongrede seçilerek asıl şimdi başkan oldu.
Bu nedenle sorumlukları çok daha arttı.